Yıllar geçse bir dert, geçmese bir dert, ne zormuş insan olmak, ne zormuş yaşamak... Şimdi yıllar geçmese, doğacak çocuklarımı göremem, onları ilk kucağımıza aldığımız günleri, ilk yürüyüş, okul hazırlıkları, mezuniyetleri, evlendiklerini göremem... İnsan hep aynı yaşayamaz, mutlaka yarının gelmesi, bugünün bitmesi lazım... Mevsimlerin değişmesi, güneşin açması, yağmurun yağması, rüzgarın yapraklarını dökmesi, karın yağması ve toprağın yeniden yeşererek doğaya can vermesi gerek. İnsanın doğması, yaşaması, yaşatması, ölmesi ve yerini yenilerinin alması gibi.Bu dünya hakkaten yalan dünya... Tiyatro sahnesi! Üzerine düşecek ya da almak istediğin rolleri al, oyna ve sahneden çık der gibi bir şey, yaşam bu işte! Yaşama sanatı ne peki? Yaşama sanatı ölmeyecek gibi düşünmek, her gün gününü gün etmek, ne yapmak istiyorsan onu yapmak, belki bazen kural tanımamak, bencil olmak, kendini dünyanın merkezine koyarak hareket etmek ve böylece mutlu olduğunu düşünerek kendini kandırmanın adı da "yaşama sanatı"... Burada tanımladığım yaşama sanatından çok uzak yaşamakla beraber, yıllar geçsede kalbimin ve güzelliğimin hep aynı canlılıkta kalmasını diliyorum...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder